FOTOGRAF GEÇİDİ GRUBU İÇİN TIKLAYINIZ !                                                                                  Ana Sayfa          İletişim          Adres Krokisi

SERGİLER  I   ETKİNLİKLER   I   ATÖLYELER   I   SEMİNERLER   I   ÇOCUKLAR İÇİN FOTOGRAF   I   GALERİ   I   FOTOGRAF GEÇİDİ   I   BİZ KİMİZ    

     

FOTOGRAF SERGİSİ
İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ
Erhan ŞERMET
05 Eylül - 02 Ekim 2009

Fotograf Geçidi : İstanbul 2010 projesinin ilk etkinliği Erhan ŞERMET'in İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ isimli fotograf sergisi.

05 Eylül 2009 Cumartesi günü saat 19:00'daki kokteyl ile açılacak olan sergi, 1 yıl sürecek Fotograf Geçidi : İstanbul 2010 projesinin ilk etkinliği olacak. Serginin yayınlanacak olan özel katlamalı kataloğu da aynı gün izleyicilere sunulacak.











FOTOGRAF GEÇİDİ : İSTANBUL 2010 kapsamında yer alan tüm sergilerin açılış kokteylleri 360 İSTANBUL desteği ile gerçekleştirilmektedir. 360 İSTANBUL'a teşekkür ederiz.


Erhan ŞERMET'in fotograflarında kentimizin sosyal yapısından seçtiği profilleri, tipleri doğrudan fotograf yapısında, son derece sade, basit, ancak çevre öğeleriyle çarpıcı bir şekilde anlatıyor. “Basit” dedim; bunun üzerinde biraz duralım. Leonardo Da Vinci’nin söylemini hatırlayalım. Rönesans’ın büyük ustası “Basit güzeldir fakat çok zordur” diye buyurmuş, buna katılmamak mümkün değil. Fotografçımız da işte bunu anlamış.
Sanat Yönetmeni / Küratör : Gültekin ÇİZGEN

İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ HAKKINDA
Erhan ŞERMET


Projenin Çıkış Noktası:

Daha önceki çalışmalarımda olduğu gibi "İstanbul Aile Albümü"nde de çıkış noktamı yoğun imaj bombardımanı altında yaşanan "iletişim içinde iletişimsizlik hali" oluşturdu. Bizi saran görüntülerin çoğu bizden bahsedermiş gibi yaparken bizi varsaydıkları bir kalıp içinde sunmak isterler. Politik düşünceyle şekillendirilen  görüntülerden reklamın sınırsızca türettiği cilalı görüntülere kadar her türlü görüntüde kendimizi aradığımızda hayal kırıklığına uğrarız: Baş roldeymişiz gibi olsak da sunulan esas düşünce veya ürünün fonu ve taşıyıcısıyızdır sadece.

Dolayısıyla projemde yalınlık içinde çekilmiş portreler, kendi seçtikleri halleri içinde insanlar  olsun istedim. Fotograflarımda insanlar doğrudan izleyiciye bakıyorlar ve böylelikle görüntüleri her izleyicide serbestçe yankılanarak  yorumlanabiliyor; bir aile albümündeki portrelerde olduğu gibi…


İzlenen Yöntem:

Proje çoğunluğunu tanımadığım "Portrenizi çekebilir miyim?" sorumu olumlu yanıtlayan insanların fotograflarından oluşuyor. Kişileri ufak tefek düzeltmeler haricinde poz verme konusunda tamamen serbest bıraktım. Her bir bireyin seçtiği pozun çoğu diğer fotograf öğesinin ötesinde betimleyici olduğunu düşünüyorum. Tabii tüm benzer projelerde olduğu gibi sunulandan kat ve kat daha çok fotograf çekildi.
 
ERHAN ŞERMET
1968 yılında İstanbul’da doğdu.
İstanbul Lisesinde okuduğu yıllarda izci grubunun fotografçılığını üstlendi. Herkes hazır olda dururken fotografçının serbestçe hareket edebildiğini fark etmesi fotografa olan ilgisini artırdı. AFS bursuyla ABD’de bir yıl okuma şansı buldu ve bu dönemi fotograf eğitimi ve yerel bir TV stüdyosunda çalışarak değerlendirdi.

Y.T. Ü. Endüstri mühendisliğini bitirdi, sürdürmekte olduğu mühendisliğin yanı sıra bir dönem profesyonel tanıtım fotografçılığıyla da ilgilendi.  Sergilere katıldı, ticari çalışmalarının yanı sıra kişisel portfolyoları da çeşitli dergilerde yayımlandı. "İstanbul’da Erken Uyananlar" isimli portfolyosu Geniş Açının ilk Genç  Soluklar Projesinde (2001) seçilerek yayımlandı. "İran" portfolyosu FOTOTREK FOTOGRAF MERKEZİ tarafından basıldı, Fotoröportaj.org (2006) ve Photoworld dergisinde (2008) yayımlandı.  "Hayatın Anlamı" isimli Projesi FOTOTREK FOTOGRAF MERKEZİ'nde sergilendi (2005) ve albüm olarak basıldı (Fayda Ajans, 2007).
2000 yılı Yunus Nadi Ödülü sahibidir.

ERHAN ŞERMET’İN “İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ” ÜZERİNE

ÇALIŞMANIN FOTOGRAF YAPISI
Erhan ŞERMET’in çalışmalarına eğilince, fotograflarındaki olgunluğu hemen fark ediyorsunuz. Belki de onun fotografta ele aldığı konuların felsefi ağırlık taşımasıyla bağlantılı bu. Felsefenin en çok aranan ve en gerekli bilgi türlerinden biri olduğunu bilirsek, fotografla düşüncenin kan kardeşliği ortaya çıkar.
Özenle basılmış ilk albümü olan “Hayatın Anlamı”nda, “doğrudan fotograf”ı seçtiğini, “insan ve yaşam“a eğildiğini izliyoruz.

Fotograf Geçidi – İstanbul 2010” projesine girişirken, açılışı bu genç fotografçının çalışmalarıyla yapmaya karar verdim. Çünkü onun önümüze serdiği “İstanbul Aile Albümü” çalışması gerçekten
“Fotograf Geçidi - İstanbul 2010” için düşündüğüm içerik yapısına, heyacanlı bir giriş yapma imkanını veriyordu. Projedeki amaç, yalnız İstanbul’un bütün güzelliğini ve şiirselliğini dile getirmek değil, kentin ruhunu, burada yaşamanın anlamını ortaya çıkarmak, o olgunun altını çizmek olmalı diye düşünüyorum. Bu duyuş ve düşünceyi kapsayan işleri derleyip, toplayıp ortaya koymak istiyorum.

NE ANLATIYOR?
Yeni ve gelecek vaat eden bu fotografçının işlerinde güçlü bir yaratıcılık seziliyor. Fotograflarında kentimizin sosyal yapısından seçtiği profilleri, tipleri doğrudan fotograf yapısında, son derece sade, basit, ancak çevre öğeleriyle çarpıcı bir şekilde anlatıyor. “Basit” dedim; bunun üzerinde biraz duralım. Leonardo Da Vinci’nin söylemini hatırlayalım. Rönesans’ın büyük ustası “Basit güzeldir fakat çok zordur” diye buyurmuş, buna katılmamak mümkün değil. Fotografçımız da işte bunu anlamış.

ÇALIŞMANIN BİÇİM YAPISI
Kendisi şöyle diyor;
İstanbul Aile Albümü”nde çıkış noktamı bu düşünce oluşturdu. İletişim fırtınasından bir an için duralım ve birbirlerimizin yüzlerine bakalım istedim. Çünkü kendimizi en iyi başkalarının yüzlerinde tanırız”


“Proje,  çoğunluğunu tanımadığım “Portrenizi çekebilir miyim?” sorumu olumlu yanıtlayan insanların fotograflarından oluşuyor. Kişileri ufak tefek düzeltmeler haricinde poz verme konusunda tamamen serbest bıraktım. Her bir bireyin seçtiği pozun çoğu diğer fotograf öğelerinin ötesinde betimleyici olduğunu düşünüyorum. Tabii tüm benzer projelerde olduğu gibi sunulandan kat ve kat daha çok fotograf çekildi.”


Sanatçımız, merkezi bir anlayışıyla yani çevre şartları içinden figürü orta yerine yerleştirip, kompozisyonu noktalamış. Bu yolu dünya fotografının büyük ustaları da denediler. Almanların klasik ustası August Sander’in fotograflarını hatırlayalım. Albümünde değişik mesleklerdeki kişiler, takım takım aynı Erhan’ın fotograflarındaki gibi objektife bakıyorlardı. Doğrudan fotografın böyle süssüz ancak bütünlüğü içinde ustalıkla çarpıcı bir yapıya, “fotografça”ya kavuşturulduğuna ülkemizde çok sık rastlanmıyor. Fotograflarda grafik yapılanma, ölçek, ritim saf bir görsellik içinde sergileniyor. ŞERMET, fotografın estetik aleminin sabitleri ve değişmezliklerinin farkında.

TEKNİK YAPI VE ÖZGÜNLÜĞÜ
Erhan ŞERMET, orta formatta çalışmış. Kompozisyonlarında kare kadrajın çevre değerlerinden ve 6x6 negatifin teknik hassasiyetinden yararlanmış. Siyah – beyaz negatifler çok sağlam ve siyah ile beyazın gri dengelerle buluşması çok doyurucu.

Bu tür “serbest portre çalışmaları” fotograf kültürümüz için çok değerli bir girişimdir. Erhan ŞERMET bunu fark ettiğini ilk albümünde esasen ortaya koymuştu. Ülkemizdeki ille de orijinal olma merakında çok kişi var. İnancıma göre sanatta tamamen yeni bir şey yoktur. Yeni kavramı, eskinin içinden derlenip çıkarılacak bir enerjidir. Çünkü sanat, kuşaklar arası bir bayrak yarışıdır. Sanat tarihi bize bunu anlatıyor.
Ülkemiz fotograf sanatına eğilmiş çok kişide rastladığım felsefi zafiyetin ana nedeni, bunu anlamamaktır. Halbuki bir şeyi iyi yapmak için fotograf sanatının temel değerlerini ve tarihini  bilebilmek elzemdir.

İSTANBUL BAĞLAMI - SERGİ NE ANLATIYOR?
Eğer fotograf, yazmanın bir türü mü diye kendimize sorarsak, onun daha çok, anlatmanın bir türü olduğunu kavrarız. Çalışmada görüyoruz ki, fotograflar yaşamdaki aslına uygun biçimlerin kusursuz bir aracı olmuş.

ŞERMET, yalnız fotograf çeken bir kişi değil, belli ki fotografı tüm dünyada izleyen biri. İşte bu sergi, kentimizin insan dokusunu silinmez bir imza olarak belgeliyor. Fokur fokur kaynayan yaşam belgeleri, portreler.

Bir kent “yalnız konumlandığı coğrafya çevresinde, yapılarıyla, anıtlarıyla vardır” diye düşünmemiz olanaksızdır. Çünkü kentler, önce insanlarıyla vardır. Kentler hayatın yaşandığı yerlerdir. Sekiz bin yıllık tarihi içinde İstanbul, üç imparatorluğun başkenti oldu. Bu uzun zamanın içinden, kentten milyonlarca insan geldi, geçti.

Bugün İstanbul, on beş milyonu aşan nüfusuyla Avrupa’nın en büyük kentidir ve biz bu kentin yaşayan portrelerine Erhan ŞERMET’in çalışmalarında rastlıyoruz. Resim yapılır ama fotograf kaydeder. Fotograf tartışmasız son hesaplaşmada bir belgedir.

ŞERMET’in fotograflarında “İstanbul Ailesinden” kimler yok ki. Kapıcılardan şöförlere, mimarlardan dervişlere, sanatçılardan satıcılara kadar çok geniş yelpazede tutulmuş bir aile albümü bu. 

Yaşamın anlamı, heyecanı fotograflara serili. Fotograflarda eşsiz ritim ve detay zenginliği var. Referansları İstanbul’un yaşam kültürüne ait; kentin görsel takibi var. Aile albümünde son derece olgun fotograflar var. Edebiyatta gazelin söyleyiş ve anlam bakımından en güzel beyitine, “beyt-ül” denir. Bu deyimden hareketle Erhan ŞERMET’in bazı fotograflarını izlerken “beyt-ül fotograf” diyebilir miyiz diye de düşündüm. İstanbul’un gözümüzün önünden geçip giden yaşam tiyatrosundan vurguları, “İstanbul Aile Albümü” çalışmasında portreler üzerinden ortaya konuluyor.

FOTOGRAFA DAİR
Fotografın sanatsal söylemi, bugün ülkemizdeki plastik ortamın en dinamik, etkili alanıdır. Kitleler yaygın fotograf etkinlikleri üzerinden plastik sanatlarla buluşuyor. Fotografçılarımız yalnız günümüz gerçekçiliğini, insan, yaşam, çevre yapılanmasının tespiti için değil, ülke plastiğinin en önüne koymak için de çalışıyorlar.

Fotograf, üretildiği ve paylaşıldığı zaman değer kazanır ve gelişir. Sergi ve yayın, sanatçıların kimliğinin gelişmesinde ve sosyal çevrenin zenginleşmesinde, yapıp etmelerinin güçlenmesinde en büyük etkendir. Fotograf tarihi bunun böyle olduğunu bize gösteriyor.

SONUÇ
İnancıma göre sanat için yetenek bir ön koşuldur. Ne var ki, ancak çok çalışarak sanatçı olunur. Ülkemiz fotografının gelişmişliği ona sanatsal tutkuyu katan sanatçılarla mümkün olacaktır. ŞERMET’e sorulacak ana soru şu, “Hayatını fotografın bir parçası haline getirebilecek mi getiremeyecek mi?” Yani bir nevi “olmak veya olmamak” sorusu. Erhan ŞERMET, bu yolun yolcusu gözüküyor.

Fotograf, izleyicisiyle buluştuğu zaman tamamlanır. Sanatçının “İstanbul Aile Albümü” çalışması şimdi kentin gerçek sahipleriyle buluşuyor. Zaman geçicidir ve çok şeyi hafızalardan siler. Fakat fotograf kalıcıdır. O, çağdaş dünyanın hafızasıdır.

“İstanbul Aile Albümü” fotografları bize, kentimize kalan mirastır. Fotografa gönül veren çeşitli kuşakların bu bağlamda işlerini “Fotograf Geçidi -  İstanbul 2010” içinde sergilemeyi, basmayı, yaymayı, kentin bu büyük şöleni, bir daha ele geçmez fırsatı içinde görev saydık. Sahne senin ”İstanbul”, sahne senin “Fotograf”. Yolun açık olsun Erhan ŞERMET

Sanat Yönetmeni / Küratör : Gültekin ÇİZGEN
 

İSTANBUL AİLE ALBÜMÜ ... Erhan ŞERMET Fotograf Sergisi 02  Ekim 2009 tarihine kadar izlenebilir.

 

  



 

 

 
   
       

Bütün hakları saklıdır. Copyright 2009 - FOTOGRAF GEÇİDİ : İSTANBUL 2010