|

|
FOTOGRAF SERGİSİ
İSTANBUL'UN ADI FOTOGRAF
Nevzat ÇAKIR
03 - 30 Ekim 2009
Fotograf Geçidi : İstanbul 2010
projesinin ikinci sergisi Nevzat ÇAKIR'ın İSTANBUL'UN ADI
FOTOGRAF
isimli çalışması.
03 Ekim 2009 Cumartesi günü saat 19:00'daki kokteyl ile
açılacak olan sergi, 1 yıl sürecek Fotograf Geçidi : İstanbul 2010
projesinin ikinci sergisi olacak. Serginin yayınlanacak olan özel
katlamalı katalogu da aynı gün izleyicilere sunulacak.

FOTOGRAF GEÇİDİ : İSTANBUL 2010 kapsamında yer alan tüm sergilerin
açılış kokteylleri 360 İSTANBUL desteği ile gerçekleştirilmektedir. 360
İSTANBUL'a teşekkür ederiz.
Belleğimin fotograf arşivinde Nevzat ÇAKIR’dan çok kare
var. O bir ülke vurgunu olarak, yaşadığı tarihi ve coğrafyasıyla
sarmalanmış, doğasıyla, insanıyla izlediği, gönül gözüyle noktaladığı
pek çok fotografın, “iyi” fotografın sahibidir. O, alışılmışın içindeki
harikuladenin yani sıra “yeni” olanı bulur, çıkarır, keşfeder. Estetiğin
aydınlık imgesi, onun fotografçasıyla, pırıltılarla ortaya çıkar.
Sanat Yönetmeni / Küratör : Gültekin ÇİZGEN
İSTANBUL'UN
ADI FOTOGRAF SERGİSİ HAKKINDA
Nevzat ÇAKIR
Kişi
vardır; onun için sorun önce anlatmaktır, yani yapıtını üreteceği sanat
dalı önemli değildir. Hiç öyle düşünemedim, düşünmedim.
Başka bir deyimle; anlatmak istediklerim hiçbir zaman onun önüne
geçmedi.
Bir şeye baktığımda, aklıma bir şeyler takıldığında bunu, bunları
fotografla nasıl anlatırım derim.
Sağlığımla bile fotograf çekmeme engellemesin diye ilgileniyorum.
Sigara, içki içmiyorum, erken yatıp erken kalkıyorum, yediğime dikkat
ediyorum, yürüme disiplinimi kaybetmemek için arabamı iş yerime yarım
saat uzakta bir yere park ediyorum.
Sözün kısası benim “SOKAĞIMIN ADI FOTOGRAF.”
Ve İstanbul’ un adının da fotograf olması da doğal.
Arkadan; Anadolu’nun adı fotograf, Muğla’nın adı fotograf, Antik
kentlerin adı fotograf, sonbaharın adı fotograf, yalnızlığın adı
fotograf, acının, sevincin, yolculuğun, doğanın vs, vs’nin adı fotograf,
gelirse şaşırmayın.
Yüz elli yılı yeni doldurmuş gencecik yaşında sinema gibi devi doğurup
arkasına bile bakmadan yoluna devam eden hangi sanat dalı var? Kırk bin
yıl önce mağara duvarlarından günümüze gelen resim sanatının, son
yüzyılda fotograf ortaya çıkıp elinden gerçekçiliği aldığında neler
yaptığını hepimiz biliyoruz.
Fotograf çağdaştır, bulunan her yeni teknoloji onda yaşama olanağı bulur
Günümüzde gelir düzeyi yüksek ülkeler refahın artışı ile oluşan boş
zamanın en iyi sanatla tüketileceği gerçeğinden yola çıkarak yapıt
üretmeyi kolaylaştırıp sanatı yaygınlaştırma kavgası vermektedirler.
Bu bazı sanat dallarının bünyesine uymadığı için birçok sorun çıkarken
fotograf burada da uyum sağlayarak olağan üstü bir atağa kalkmıştır.
Siz fotograf sanayisinin bu özelliği kullanarak “saniyenin binde birinde
bir sanat yapıtı üretmek istemez misiniz?” diye başlayan reklam
salvolarına kulak asmayın. Sanatın temel kuralları tabii ki fotografta
da geçerlidir. Her yenilik, her teknik, her eylem fotografın bünyesinde
yaşama olanağı bulur.
Sözün kısası fotograf
çağdaştır, her düşünceye açıktır.
Tek sevmediği şey tutuculuk ve bağnazlıktır.
İşte bu yüzden benim adım fotograf diyorum.
NEVZAT
ÇAKIR
1941 yılında Muğla'da doğdu.
1967 İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ni bitirdi.
1970 Fotografa başladı. Fotografları ulusal ve uluslararası
birçok yarışmada ödül aldı, sergilendi ve yayınlandı. Bunlardan birkaçı;
1980 Kuşaklar - 5 : “Yılın On Fotografı."
1981 Kuşaklar - 6 : "Yılın On Fotografı."
1981 Romanya 13.Uluslararası Fotograf Yarışması Birincilik Ödülü.
1983 Romanya 14.Uluslararası fotograf yarışması (portre dalında)
Birincilik Ödülü.
1983 FIAP Uluslararası Fotograf Federasyonu tarafından A-FIAP
unvanı ile onurlandırıldı.
1984 Beş arkadaşıyla FOG Fotograf Grubu'nu kurdular.
1984 Alarko Fotograf Yarışması Eski Evler Birincilik Ödülü.
1984 Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Fotograf yarışması Birincilik
Ödülü.
1986 FOG Fotograf Grubu Sergisi Kazlıçeşme-86.
1987 FOG Fotograf Grubu Sergisi Surlar-87.
1987 İş Bankası Büyük Ödülü (Fotograf Dalında).
1989 FOG Fotograf Grubu “Birikimler Fotograf Albümü”nü
çıkardılar. 1989 APA Publication'un INSIGHT GUIDES ve ISTANBUL and
TURKEY kitaplarında fotografları yayınlandı.
1993 İfsak tarafından Onur Üyeliği ile onurlandırıldı.
1993 Eczacıbaşı yıllıkları'ndan seçilerek oluşturulan “Bir Portre
– Türkiye” kitabında fotografları yayınlandı.
1995 Ant yayınlarının çıkardığı Fotograf Dergisi'’nin ilk
sayısının genel koordinatörlüğünü yaptı.
1996 T.C Başbakanlık Toplu Konut Dairesi Başkanlığı'nın HABITAT-II
Kent Zirvesi için çıkardığı “Türkiye'den Yaşam Görüntüleri” kitabında
fotografları yayınlandı.
Seksenli yıllardan bugüne kadar yayınlanan bütün Ezcacıbaşı
Yıllıkları’nda ve Fotograf Albümleri’nde yer aldı, fotografları
yayınlandı.
Değişik
aralıklarla bir çok dergi ve gazetede kuramsal yazılar yazdı.
Hep
bitirmeyi amaçladığı EGE ÜÇLEMESİ’nin ilk romanı olan SABIR ÇIKMAZI
romanını 1992 yılında Gendaş Yayınları yayınladı.
NEVZAT
ÇAKIR: “İSTANBUL’UN ADI FOTOGRAF”
YENİ
FOTOGRAF YILLARI
Elimi
hafızamın ambarına atıyorum ve geçmiş kapımı çalıyor. Yeni Fotograf
Dergisi’ni 1976 Ekim ayında çıkarmaya başlamıştım. O günden bugüne 32
yıl geçmiş. Günlerin birinde derginin kapısı çalındı ve içeriye Nevzat
ÇAKIR girdi. Kendisi, Diş Hekimiymiş, Muğlalıymış ve 1970 yılından beri
fotografla ilgileniyormuş.
Aslında dergi, o dönem tüm fotograf gönüllülerinin
merkezi gibiydi. Her gün çalınan kapıdan içeriye bu tür meraklılar
doluşurdu. O günler için olağan bir ziyaretti ve kimsenin birbirinden
çok fazla farkı yoktu. Herkes kendi yolunun başındaydı. Ancak zamanın
çizgisel akışı içinde insanların, yaşamların farkı yavaş yavaş ortaya
çıkmaya başlar. Bunu da insan, o “zamanı” yaşarken öğrenir. Estetiğin
aydınlık ve ince imgesini, fotografa sindirmek zorlu ve uzun bir
uğraştır. Herkes buna dayanamaz. Ben fotograf çevresiyle kurduğum
ilişkilerdeki milatlarda, buna çok dikkat ederim. “O ilk tanıştığım kişi
şimdi nereden nereye gelmiş?” ve tabii sorunun stratejik devamı benim
için, “O kişi şimdi nereden nereye gidecek? tir”. Aslında tarihin yönü
yoktur. Dünyanın bile pek nereye gittiği bilinemez. Mutluluklar ve
trajediler, başarılar ve başarısızlıklar, yaşamdaki her şey, iç içe kol
kola birbiriyle boğuşur. Bir anlamda diyalektliğin temeli de budur.
Tezler tezleri doğurur ve önümüze yeni oluşumlar yığılır.
NEVZAT
ÇAKIR
Nevzat
ÇAKIR, 1941’de Muğla’da doğmuş. Her uygar insan gibi sonradan bir
“meraka-hobiye” yapışıp, kendini fotograf ortamında bulmuş ve kişiliği
gereği sürekli “fotografta nasıl gelişirim?” sorusunun cevabını aramaya
koyulmuş. Çünkü hobi başka, “sanat” başka şeylerdir. Sanat hobiden
farklı olarak bir “ömür” ister.
İşte o çalınan kapıdan o gün içeri giren 35 yaşlarındaki
Nevzat ÇAKIR, bugün 67 yaşında ve fotograf peşinde, hala ayakkabı
eskitmeye devam ediyor. Çünkü o, “doğrudan fotografın” kıdemli bir
neferidir. Doğrudan fotograf, doğanın içinde yaşanan tarihin yamacında
ve yaşamın içinde yol alır. Ona gönül veren fotograf eri de onunla
beraber akar, eskiyip gider. Yaşamı izlemek, formların mükemmelliğini
hissetmek, denemenin, öğrenmenin büyük keyfini yaşamak, çaba ve heyecan,
işte tüm bunlar fotografçının azığıdır, yolluğudur.
FOTOGRAF
SERÜVENİ
Yeni
Fotograf Dergisi’nin düzenlediği, Kuşaklar – 5: Yılın On Fotografı
Yarışmasından (1980) başlayarak, içlerinde Cumhuriyet Gazetesi “Yunus
Nadi Fotograf Yarışması” Birincilik Ödülü – (1984), “İş Bankası Büyük
Ödülü” (1987) (Fotograf Dalında) gibi, azı dişi büyüklüğünde, ciddi pek
çok ödülün sahibi oldu. Sonraları 5 arkadaşıyla birlikte kurduğu “FOG
Fotograf Grubu” ile ortak etütler, portfolyolar oluşturdu. Kazlıçeşme
(1986), Surlar (1987), çalışmaları, benim hala keyifle ezberimde
tuttuğum, o adımların izleridir. O sürekli kendini geliştirdi, çabaladı.
Fotografı, görsel dünyalardan resimden, grafikten, sinema görselliğinden
öğrendi. Bugün kendi deyimiyle “Hala fotograf çekiyor.” Çok kalın
çizgileriyle Nevzat ÇAKIR’ın geçmişi böyle. Geçmiş böyle olursa gelecek
de öylece devam edecektir. Yani İstanbul’un bu harikulade fotografları
onun tarafından hep çekilecektir.
Nevzat ÇAKIR, onu tanıdığım bu 32 yılda nereden nereye
geldi? Çok çalıştı ve ortaya görsel terbiye görmüş fotograflarla dolu
zengin bir portfolyo çıkardı. İşte bunlar, bir fotografçının gerçek
servetidir.
NE
ANLATIYOR?
Belleğimin
fotograf arşivinde Nevzat ÇAKIR’dan çok kare var. O bir ülke vurgunu
olarak, yaşadığı tarihi ve coğrafyasıyla sarmalanmış, doğasıyla,
insanıyla izlediği, gönül gözüyle noktaladığı pek çok fotografın, “iyi”
fotografın sahibidir. O, alışılmışın içindeki harikuladenin yani sıra
“yeni” olanı bulur, çıkarır, keşfeder. Estetiğin aydınlık imgesi, onun
fotografçasıyla, pırıltılarla ortaya çıkar.
“Fotografta anlatımın ne olduğunu bilmeyenler” bile,
onun fotograflarında bunu sezip anlarlar. Çünkü o, incelikli biçim
dünyasında ölçeği, ritmi, boşluklarıyla grafik yapılanmayı güçlü kılan
titiz bir anlatımın ustasıdır. Estetik alemin tüm sabitleri onun
ezberindedir. Onun fotograflarında görünmez olan görünür, anlam kazanır,
zengin bir fotografçaya kavuşur. Onun çalışmaları düz sınırları zorlamak
mıdır? Bence, hayır. O kendi yolunun, fotograf yolunun, yaradana kurban,
bıkmayan yolcusudur. Onun fotografları sanki ışık sözcükleridir.
HEZARFEN
YOLCU
Nevzat
ÇAKIR Muğlalıdır . Çok yönlü bir sanatçı olarak yazdığı romanda Nevzat
ÇAKIR, Muğla’nın o gizemli havasını bize aktarır. Çocukluğunu yaşadığı
antik kentin, Yatağan’ın Eskihisar köyündeki Stratonikeia’nın artık
bugün herkesin bildiği sırları onun satırlarında ortalığa yayılır.
Edebiyatta roman, resimde illüstrasyon, Nevzat ÇAKIR’ı hezarfen
kılar. Ancak bunun yanında Nevzat ÇAKIR çok çok uzun zamandan beri
İstanbul’da yaşıyor ve temelde bir İstanbul fotografçısıdır. İşte bu
İstanbul bağlamında hazırlanan sergi, onun soluk verdiği has İstanbul
fotograflarından oluşuyor.
TEKNİK YAPI
“Felsefenin yanında fotografta teknolojiyi ne kadar öne çıkarmalıyız”?
Bu sorunun cevabı, onun tarafından çoktan verilmiştir. Evet, elbette
fotograf küçük ölçekte teknolojidir ama çok büyük paydasıyla bir
felsefeye yaslanan, “anlatım”dır. Pirinçsiz pilav olmayacağı gibi,
fotografçasız fotograf da olmaz.
Büyük bir “analog” geçmişin üzerine o fotograflarını
bugün “digital” ortamda çekiyor, yapıyor. Ama daha çok renkli ve çok
renkli çeken bir arkadaşımızdır. Sonuçta onun fotografları serbest,
dolaysız bir anlatımın rengarenk çiçekleridir. Onun çok renkli
fotografları aynı Stratonikeia’nın kalıntıları arasındaki, o kadim
çiçekli sütunlar gibi fotografımızı zenginleştiriyor.
FOTOGRAFA DAİR - KONU VE YAKLAŞIM
Üstün
armoni - uyum sergisi olan şu fotografları izleyelim. Fark etmelisiniz
ki, onun fotograflarındaki görsellik “obje”ler olarak değil, anlamın
içine giren bir yaklaşımla mükemmelleşmiştir. Sonuçta hayatın yüzeyi
değil, derisinin ardında saklı olan “anlam” ortaya çıkarılmıştır. Bu
bağlamda hiç kuşkusuz Nevzat Çakır Türk fotografının önde gelen
ustalarından biridir.
FOTOGRAF GEÇİDİ / İSTANBUL 2010 - SERGİ NE ANLATIYOR?
Fotografın
ne anlattığı ve biçim dünyası çok önemlidir. Ancak her şeyden önce bunun
nasıl üretileceğini bilmek gerekir. Sanatsal söylem üretildiği zaman
kendini ortaya koyar.
İşte burada o fotograflardan, İstanbul bağlamında küçük
bir demetini izleyeceksiniz. Fotograf Geçidi – İstanbul 2010, 2.
fotograf sergisi - Nevzat Çakır – “İstanbul’un Adı Fotograf”
Onun fotograflarını izleyenler, “Hoş geldin ey hayat, hoş geldin ey
İstanbul” diyeceklerdir. Sen çok yaşa Nevzat ÇAKIR.
Sanat Yönetmeni / Küratör : Gültekin ÇİZGEN
İSTANBUL'UN ADI FOTOGRAF ... Nevzat ÇAKIR Fotograf Sergisi
30 Ekim 2009 tarihine kadar izlenebilir.
|